3 kıtayı ayırarak okyanuslara bağlandığı için İngilizce, Latince, Yunanca, Arapça ve Farsça'da ''Ortadaki Deniz'' olarak adlandırılan Akdeniz'in eşsiz biyolojik çeşitliliğinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten uzmanlar, kıyısı olan 22 ülkeyi önlem almaya çağırıyor. Greenpeace Uluslararası Akdeniz kampanyası koordinatörü Francois Provost, Akdeniz'e 1600 km kıyı şeridi olan Türkiye'nin de 388 balık türü için acil önlemler hazırlayarak uygulamaya geçmesi gerektiğini belirtti. Greenpeace Türkiye Ofisi?nin yürüttüğü ''Akdeniz?i Koruyoruz'' kampanyası için Türkiye'ye gelen Francois Provost; endüstri, turizm ve balıkçılık faaliyetleri ile Akdeniz'in eşsiz ve kırılgan ekosisteminin zarar gördüğünü belirtti. Dünyanın en büyük iç denizi Akdeniz için uluslar arası çalışmalar yapan Provost, ''İnsanlık tarihinin en önemli medeniyetlerinin kurulduğu Akdeniz, hiç olmadığı kadar şu anda tehlike altında. Türkiye kıyılarında da, yerel kirlilik, istilacı türlerin artması ve iklim değişikliği gibi faktörlerin etkili olduğunu görüyoruz. Akdeniz'in değerli biyoçeşitliliğin bir yok oluşa sürüklendiğini görüyoruz. Tüm kıyı ülkeleriyle birlikte Türkiye?nin de kıyı balıkçılığının devamı için önlemler alması gerekiyor'' dedi.
Dünyanın satranç tahtası: Akdeniz
Greenpeace Uluslararası, Akdeniz kampanyası koordinatörü Francois Provost, endüstriyel balıkçı filoları tarafından avlanan mavi yüzgeçli orkinosun yok olmasının doğuracağı sonuçları değerlendirdi. 2008'de bilimsel olarak tavsiye edilen 15 bin ton orkinos avlanmasının 60 bin tona kadar çıktığını iddia eden Provost,''Artık Akdeniz ülkelerinin, yüzyıllardır kültürlerini ve tarihlerini besleyen Akdeniz'i ortak bir hazine olarak korumanın kendi asli görevleri olduğunu anlamalarının zamanı geldi de geçti bile. Hükümetlerimizi, kritik önemdeki deniz habitat alanlarının hem kıyısal alanlarda hem de açık denizlerde tam koruma altında deniz rezervleri oluşturmaları için göreve çağırmalıyız. Ancak bu şekilde Akdeniz yaşamı, bizim neslimiz süresince varlığını sürdürme ve çocuklarımızın nesli ile de uyum içinde yaşama şansı elde eder'' dedi.
Denizanalarıyla dolu bir Akdeniz
Akdeniz dünyanın su yüzeyinin %0.7 sini kapladığını ama dünya deniz biyoçeşitliliğinin %10?u na ev sahipliği yaptığını belirten Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı ise, yanlızca %1'inden azının korunduğunu vurguladı. Dökmecibaşı, ''Akdeniz dünya denizleri içinde kendine özgü biyoçeşitliliği yanında bir zamanların en temiz ve güzel denizlerinden biri olarak yıllarca turizmin gözdesi haline gelmiştir. Ancak ne yazık ki aşırı avlanmadan, toksik kirliliğe, hızlı ve aşırı yapılaşmadan iklim değişikliğine pek çok tehdit nedeniyle hızla tüm bu değerlerini kaybetmekte. Kara kökenli kirlilik, deniz trafiğinin yoğunluğu, gittikçe artan turizm baskısı, kıyılarımızın hızla yapılaşmaya feda edilmesi, aşırı ve yasadışı balık avcılığının korkunç bir denetimsizlik nedeniyle tüm balık stoklarını bitirmesi ve tabi küresel ısınmanın deniz üzerindeki etkilerinin gittikçe artması Akdeniz'i tehdit ediyor. Hiçbir hükümet korumacı bir politika yürütmediğinden yakında denizanaları ile dolu bir Akdeniz'e sahip olacağız. Umursamadan yok ettiğimiz kıyılarımızın biran önce kendini toparlayabilmesi için acilen deniz rezervleri ağı oluşturulmalıdır'' dedi.
Gökhan Karakaş/ Milliyet